Kendimiz Olmanın Özgürlüğü

Kendimiz olmamanın yarattığı acı, çoğu zaman başkalarının sevgisini kazanma arzusuyla öyle bir noktaya gelir ki, kim olduğumuzu bile unutabiliriz.

Bağ kurmak, güvende hissetmek, çocuk dünyasında her şeyden önemlidir. Bir çocuk, sevgi ve kabul görmek için bazen kendi ihtiyaçlarını ve duygularını bastırır. Aileden ya da çevreden gelen mesajlar, dolaylı ya da doğrudan, “Sen böyle olursan sevilirsin” der. Neşeli bir çocuk daha sessiz olmayı, hassas bir çocuk duygularını saklamayı, yaratıcı bir çocuk daha uyumlu olmayı öğrenir.

Çocukken bu maskeleri takmak zorunda kalmış olabiliriz; çünkü başka bir seçeneğimiz yoktu. Ancak yetişkinlik bize farklı bir özgürlük sunar: Artık kim olmak istediğimizi seçebiliriz. Artık sevilmek için kendimizi inkâr etmek zorunda değiliz. Başkalarının beklentilerini karşılamak yerine, kendi iç sesimize kulak verebiliriz. Bu hiç kolay değildir.

Kendi benliğimize dönmek, belki de yıllarca sakladığımız yaralarla yüzleşmek demektir. Ancak bu yolculuk, özgürlüğe giden yoldur. Kendimiz olabildiğimizde, ilişkilerimiz daha sağlıklı olur.

Gerçekten kim olduğumuzu bilen insanlar hayatımıza girer. Ve en önemlisi, kendimizi sevmeyi öğreniriz.

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın