
Bugün kendime bolca zaman tanıdım. Gözlerimi istediğim saatte açtım. Yatağımdan kalkar kalkmaz sevdiğim şarkıları dinledim —Mutfakta en sevdiğim kahvaltıyı hazırladım.
Pencereleri ardına kadar açtım. Saçlarımı çoğu zaman yaptığım gibi ördüm. Tam o sırada dışarıdan gelen horoz sesi ve ardından kuş cıvıltılarını duydum. Şehrin ortasında, tek başına dimdik duran bir leylak ağacıyla karşılaştım—zarif, ve inatçıydı… Birkaç adım ötede papatyalar da açmaya başlamıştı. Topraktan yükselen o tatlı ilkbahar kokusu, sanki uzun zamandır unuttuğum bir duyguyu hatırlattı.
Hepsi harika hissettirdi ve hepsi fazlasıyla yeterliydi.