
“İnsanın en uzun yolculuğu, kendine yaptığı yolculuktur.” – Dag Hammarskjöld
İçine döndüğünde orada bir boşluk değil, bir cevher bulacaksın.” – Osho
Bazı günler insan aynaya bakar ve sadece yansımasını değil, yorgunluğunu da görür. Bir yolculuğa çıkmışsındır, ama nereye gittiğini unutmuşsundur. Sanki adımların yolda kalmış, sen geride bir yerde duraksamışsındır.
Bazen “kendini aramak”, durmadan bir şeyleri düzeltmeye, kendini yeniden yaratmaya çalışmak, bir türlü “olmamış” hissiyle yaşamak demek oluyor. Bitmeyen bir proje gibi. Hep eksik. Hep biraz daha.
Yorgunluktan yere düşerken bile, toprak bir şeyler fısıldar insana. Sessizliğin içindeki sesleri duymaya başlarsın. Kimi için bu bir yürüyüştür, kimi için bir şarkı, belki bir kitap, belki bir dostun sesi. Ve bazen hiçbir şey yapmamak…
Çünkü bazen en çok kendimizi ararken kayboluyoruz.
“Kendine dönmek, uzaklara gitmekle değil, içeriye doğru yürümekle başlar.” – Rainer Maria Rilke
Kendi iç sesimi susturup başkalarının beklentilerini giyindikçe, giderek kendimden uzaklaştım. Hep daha iyi, daha anlamlı, daha güçlü bir “ben” yaratmaya çalışırken, kendimi biraz yitirdim. Ama bir gün, kendime “Olduğun yer tamam mı senin için?” diye sorduğumda, içimden ilk kez “Evet, bugünlük yeter” cevabı geldi.
“Bir insan, hayattaki en büyük mücadelesini kendiyle verir.” – Carl Jung
Peki şimdi ne olacak?
Belki hiçbir şey. Belki de her şey.
Artık kendimi aramayı bıraktım demiyorum, ama ararken kendime daha şefkatli davranıyorum. Bazen kendimi ararken bir kediyle göz göze geliyorum sokakta, bazen bir kuşla..
Ve son olarak, size iki sorum olacak; merak ediyorum cevaplarınızı.
• En son ne zaman durup sadece nefes aldın?
• Aynaya bakıp kendine ne söyledin?