Anları sipariş edemeyiz

Bazı şeylerin sırası yok. “Sonra” diye bir şey de yok. Akış var sadece. Bizse bu akışta tutunacak bir dal arıyoruz sürekli. Halbuki o dal biziz. Ama bir türlü inanmak istemiyoruz. Çünkü bize, “doğru zaman”, “doğru insan”, “doğru an” gibi paketler satıldı yıllarca. Oysa hiçbir “an” olması gerektiği gibi değil, ve zaten öyle olmalıydı diye düşünmek de anlamsız.

Gündüz Vassaf şöyle diyor:

“Hiçbir ‘an’ olması gerektiği gibi değildir. Şöyle olsaydı, böyle olmalıydı diye düşünmek anlamsız.”

Yaşama karşı olan beklentimizi sarsıyor bu cümle. Çünkü biz, hayatı hep sipariş etmeye çalışıyoruz. Mutluluğu, huzuru, başarıyı… Onları belli anlara sıkıştırıp, sonra da o anlar gelmediğinde üzülüyoruz.

Ama trajedi yok aslında. Trajedi, beklenti ve siparişlerin sonucudur sadece. Hepimiz bir şeyler bekliyoruz. Ve o şey olmadığında hayal kırıklığına uğruyoruz. Ama belki de o “olmayan” şey, tam da olması gereken şeydi. Belki de beklediğimiz şeyin olmaması, başka bir güzelliğe yer açmak içindi. Kim bilir?

Kendimizi sürekli bir sonraya hazırlarken ya da geçmişte takılı kalırken, şimdiyi kaçırıyoruz.

“Çoğu zaman, biz böyle yalpalayıp dururken karar verme gerekliliği kendiliğinden ortadan kalkar.”

Yani bazen hayat, biz karar veremeden kendi yolunu buluyor. Biz debelenirken, cevaplar sessizce önümüzden geçip gidiyor…

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın