Farkında mısın? O “keşke” dediğimiz günlerde de bugünü hayal ediyorduk. Çocukken bir an önce büyümek istiyorduk. Lisede özgür olacağımız günleri sayıyorduk. Hep bir sonraki durağı bekledik. Ve o durakta durduğumuzda, hep geriye baktık.
Peki neden böyle?
Çünkü insan, çoğu zaman yaşarken anlamıyor. Değer dediğimiz şey, genellikle geçmiş zamana ait bir etiket gibi yapışıyor yaşanmışlıkların üstüne. O yüzden “anı yaşa” lafı kulağa ne kadar klişe gelse de aslında hayatın ta kendisi. Şu anın farkında olmak, şimdi yaşadığın bu sıradan anın bir gün “keşke”ye dönüşeceğini bilmek, büyük bir farkındalık ister.
Şimdi, tam şu an, nerede olursan ol… Belki sıkıldın, belki yalnızsın, belki yorgunsun ya da bir şeylerin eksik olduğunu düşünüyorsun. Ama unutma, bir gün bu anlara da dönmek isteyeceksin. “Keşke o günlere geri dönebilsem” diyeceksin. Belki bir şarkı çalacak fonda, belki bir fotoğraf denk gelecek… Kalbinin bir yerinde bir sızı hissedeceksin. Çünkü yaşanmış her an, geçtikten sonra güzelleşir. Hafızamız hataları değil, duyguları saklar.
O yüzden kendimize şunu sormalıyız: Neden şu anın kıymetini şimdi bilmiyoruz?
Belki cevabı çok basit: Durmuyoruz. Durmadığımız için hissetmiyoruz. Hep bir şeyleri yetiştirme, bir yere varma, daha fazlasını başarma telaşındayız. Halbuki bazen en büyük başarı, anı durdurmak ve ona gerçekten “merhaba” demek.
Belki de bugün, sıradan bir gün değil. Belki bir gün, en çok özleyeceğin gün bugün olacak. Kim bilir?
Ne güzel olurdu, bir gün o “keşke” geldiğinde şöyle diyebilmek:
“İyi ki o günü fark etmiştim. İyi ki yaşamıştım, doya doya…”
Ve son olarak ⬇️
“En değerli an, içinde bulunduğundur. Çünkü ne geçmiş geri gelir, ne de gelecek sana söz verir.”
— Mevlana