Gerçeklik dediğimiz, aslında ruhun ana kaynağına dönmesi olabilir mi? İçimizdeki o özlem, zaman zaman hissettiğimiz eksiklik… Belki de hepsi, unuttuğumuz bu kaynağı aramakla ilgilidir. İçimdeki ses bir türlü susmuyor. Bazen kendimi, bu gerçekliği çözmeye çalışan bir dedektif gibi hissediyorum. Her adımda, her fark edişte, kendimi biraz daha huzurlu hissediyorum ama “huzur” kelimesi bile bu hissi anlatmakta yetersiz kalıyor. Bu duyguyu tarif edebilmek için yeni bir kelimeye ihtiyacımız var. Çünkü bu bir rahatlamadan fazlası… sanki hatırlamak gibi. Bilgiyi öğrendikçe gözlerimin dolması da bundan olabilir mi? Zihin anlamasa bile kalp bir şeyleri tanıyor. Bilgiyle beraber kalbimin derinliklerinde olduğumu hissediyorum. Bunu zamanla daha somut halde anlatmak istiyorum. Zaman geçtikçe yaşadığımı hissediyorum . İçimdeki his çoğalıyor. Ben çoğalıyorum.