Gülümsemek bulaşıcıdır

Bugün sabah gözümü açtığımda motivasyonum yerlerde değildi ama zirvede de sayılmazdı. Her şeyin biraz gri olduğu günlerden biri. İçinde bir sebep arasan bulamazsın ama yine de hafif bir eksiklik hissi dolanır durur etrafında. Üzgün değilim aslında. Ama belirsizlikler…

Ders anlattım bugün. Öğrencilerle birlikte olmak yine iyi geldi. Onların neşesi, bazen farkında bile olmadıkları tatlılıkları bir anda insana enerji veriyor. Sanki içimdeki o eksik parçaları kısa süreliğine de olsa yerine koyuyorlar. O anda bir şeyler tamamlanmış gibi hissediyorum.

Ama sonra ders bitiyor. Gün devam ediyor. Yemeğini yiyorsun, ama doymuyorsun. Elbise giyiyorsun, ama aynada kendini beğenmiyorsun. Elbise gayet güzel aslında ama sende bir şeyler eksik gibi. İçindeki o eksik his dışına da yansıyor sanki. Bir tür sıradanlık hali.

Sonra akşamüstü eve doğru yürürken, sıcağın altında biraz yorgun, biraz dalgın, trene yetişmeye çalışırken, tam kartımı okuturken iki küçük kız çocuğu bana bakıp güldüler. Biri, “Abla çok güzelsin!” dedi. Gerçekten kendimi güzel hissetmiyordum ve böyle bir şeyi beklemiyordum.

Gülümsedim. “Siz de çok güzelsiniz,” dedim.

Ve sonra beraber gülmeye başladık.

Birden içimde bir kıpırtı oldu. İşte mutluluk böyle bir şeydi galiba. Hazırlıksız geliyordu. Çok büyük bir şeye ihtiyacı da yoktu. Göz göze gelmek, içten bir söz, bir çocuğun masum bakışı yeterdi.

Bugün belki sıradan bir gündü. Belki biraz eksik, biraz yorgun… Ama sonunda yüzümde bir tebessüm kaldı.

Gecenin sonunda uyumaya hazırlanırken bir mum yaktım. Şu an bu satırları mumun loş ışığında yazıyorum. Yazmayı bitirdikten sonra biraz kitap okuyup öyle uyumak istiyorum. 🌙🌚

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın