Bir gün, bir arkadaşımla İstanbul’da salaş bir kafede otururken, bana eskiden neden denizci olmadığını anlattı.
Anlattığına göre, bir gün gemide uzun saçlı, sakallı, sarışın biriyle yolculuk yaparken, gemide çalışırken çok sıkılmış. Uzun süredir onunla(sarışın adamla) hiç konuşmamış, adam sadece kitap okumuş, kulaklık takmış ve onunla ilgilenmemiş. Ancak bir süre sonra, birlikte içki içerken uzun bir sohbete dalmışlar. Sarışın adam sohbet sırasında fark etmiş ki, yaşının çok genç olduğunu ve bu işi yapmaması gerektiğini. Çünkü bu işi yaptığında biriktirdiği hatıralar sadece denizin köpüğünden ibaretmiş. Geriye baktığında, hatıralarının büyük kısmı denizle ilgiliymiş ve bu durum onu mutsuz ediyormuş; anı biriktiremiyor, sadece denizle olan hatıralar onu kötü etkiliyormuş. Sonunda hasta olarak hayatını kaybetmiş. Bu duruma hiç kimseye üzülmediği kadar çok üzülmüş.
Arkadaşım, bu durumu ve yaşananları görünce denizcilikten, yani denizci olmaktan vazgeçmiş ve kendi hayatını kurmaya devam etmiş. (daha mutlu)