Özgürlük emek ister

Birisi yanınızdan gidiyor diyelim. O an incinebiliyorsunuz, “neden uzaklaştı?” diye soruyorsunuz kendinize. Oysa belki de bu sizin için en güzel şeydir. Çünkü kendi başınıza kaldığınızda, aslında daha iyisinizdir; daha özgürsünüzdür. Önünüzde sınırsız bir alan açılır. Başkalarının sizin hakkınızda düşündüklerinin hiçbir önemi yoktur.

Sevdiğiniz bir filmi düşünün. Belki o film sizin için dünyadaki en özel şeydir; aşkı, hayali, hayatın ötesindeki duyguları anlatıyordur. Siz onunla yaşarsınız, onunla hissedersiniz. Ama başkası için hiçbir anlam ifade etmeyebilir. İşte buradaki sır, bunun sizi rahatsız etmemesidir. Çünkü sizin için önemli olan, sizin kalbinizde yankılanan şeydir. Ve o film, o müzik, o his… başka hiç kimseye gerek kalmadan sizin dünyanızı aydınlatmaya yeter.

Hayat, bu dünyaya sadece seyirci olmaya gelmediğimizi hatırlatıyor. Bir şeyler yaratmalıyız. İçimizden geldiği gibi: Dans etmek, yazmak, şarkı söylemek… Ya da sadece o anı yaşamak. Çünkü hayat, anlamını kendi içinde bulur. Bir şarkı bir anda gözlerinizi doldurabilir, bir başka an kahkahalarla gülebilirsiniz. Her şey birdenbire değişebilir. İşte tam da bu yüzden güzeldir.

Ben artık biliyorum: İçimden gelen sesi dinlemekten başka çarem yok. Dans etmek istiyorsam dans ederim, yazmak istiyorsam yazarım. Belki mutlu olurum, belki de olmayabilirim. Ama önemli olan şudur: Gerçekten yaşamak, gerçekten hissetmek. Çünkü hayatı anlamlandırmanın tek yolu, içimizden geleni yapmaktır.

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın