Bazen düşünüyorum da, insanı hayata bağlayan şey aslında sahip oldukları değil, hala peşinde koştukları şeyler. Yani o “bitmemiş işlerimiz.” Hani içimizde hep bir “tamamlamam gereken” hissi olur ya, işte o his aslında bizi diri tutuyor.
Geçen gün bir kitapta rastladım, çok hoşuma gitti. (Anlamsızlık hissi ) Goethe, Faust’un ikinci bölümünü tamamlamak için tam yedi yıl uğraşmış. Ve düşün, bu bölümü bitirdikten sadece iki ay sonra ölmüş. Sanki hayatı boyunca onun için en önemli şey o eseri tamamlamakmış. Onu hayata bağlayan, sabahları uyandıran şey bu hedefti belki de.
Bu bana şunu düşündürdü: Bizim de hayatta “henüz tamamlanmamış” işlerimiz oldukça yaşama tutunma gücümüz artıyor. Bir hayal, bir proje, bir yolculuk… Ne olursa olsun, insanın önünde bir hedefi olması gerekiyor. Yoksa hayat tatsızlaşıyor, boş geliyor.
Bence mesele şu: Ne olursa olsun, kendimize hep bir şeyler bırakmalıyız. Bitmemiş, üzerinde çalıştığımız, hayalini kurduğumuz şeyler… Çünkü onlar bizi yaşatıyor. Goethe’nin Faust’u gibi, bizim de içimizde yazılmayı bekleyen bir “eser” var aslında.