Bu sabah Evrim Ağacı’ndan Jane Goodall hakkında öyle güzel bir video izledim ki, içimde bir şey kıpırdadı. Birilerinin de içindeki o küçük kıvılcımı uyandırır belki diye, paylaşmak istedim.

Çünkü onun hikayesi, insana ne kadar az şeye sahip olursa olsun, tutkuyla ve inançla neler başarabileceğini hatırlatıyor.
Jane Goodall, göz ardı edilmiş olmasına rağmen Dünya’nın kendisine göre değişmesini beklememiş; tüm imkânsızlıklara rağmen tutkularının peşinden gitmeyi bilmiş ve o sayede insanın insana bakışını kökünden değiştirebilmiş bir dehaydı.
Çünkü Jane Goodall, bir üniversite bile bitirmemiş olmasına rağmen, 20. yüzyılın en egemen bilimsel çevrelerine meydan okuyarak onlara karşı kazanmayı bilmiş bir deha…
Dolayısıyla Dünya’yı değiştirmeyi samimiyetle istiyorsanız, Goodall’ı tanımak en iyi başlangıç noktası olur.
Ve bu, Jane Goodall’ın öyküsü…
Londra’dan Gombe’ye Uzanan Bir Yol
Jane Goodall 3 Nisan 1934’te Londra’da doğdu. Henüz birkaç yaşındayken elinden hiç düşürmediği bir oyuncak şempanzesi vardı: Jubilee.
O küçük oyuncak, hayatı boyunca doğayla kuracağı bağın ilk sembolü olacaktı.
Gençliğinde büyük bir tutkusu vardı: Afrika’ya gidip vahşi hayvanları incelemek.
Ancak o dönem, kadınların böyle “tehlikeli” ve “bilimsel” işlere kalkışması uygun görülmüyordu.
Goodall bunu umursamadı. Üniversiteye gidememişti, ama bu onu durdurmadı.
Gündüzleri sekreterlik, geceleri garsonluk yaparak para biriktirdi çünkü bir hayali vardı: Afrika’ya gitmek.
Ve bir gün o hayalini gerçekleştirdi.
Kenya’ya gitti, ünlü antropolog Louis Leakey ile tanıştı ve onun önerisiyle Tanzanya’daki Gombe Ulusal Parkı’na gönderildi.
1960’ta başlayan gözlemlerinde Jane, insanlığın doğayı anlama biçimini sonsuza dek değiştirecek bir keşif yaptı.
Şempanzelerin sadece alet kullanmadığını, aynı zamanda alet yaptıklarını gözlemledi.
Bu, o güne dek “insana özgü” kabul edilen bir davranıştı.
O günden sonra bilim dünyası, “insan”ı yeniden tanımlamak zorunda kaldı.
Bir kadın, bir defter ve bir dürbünle sadece sabırla ve sevgiyle bilimin temel taşlarından birini sarsmıştı.
Jane Goodall yalnızca bir araştırmacı değil, doğanın sözcüsüydü.
1986’da kurduğu Jane Goodall Institute, bugün 100’den fazla ülkede doğayı koruma ve çevre bilinci projeleri yürütüyor.
Ayrıca çocuklar için Roots & Shoots (Kökler ve Filizler) adlı bir hareket başlattı; gençlere şunu öğretti:
Değişim, küçük bir iyilikle başlar.
Sözleriyle Jane Goodall
“You cannot get through a single day without having an impact on the world around you.
What you do makes a difference, and you have to decide what kind of difference you want to make.”
“Etrafındaki dünyayı etkilemeden tek bir günü bile geçiremezsin.
Yaptığın her şey bir fark yaratır; önemli olan ne tür bir fark yaratmak istediğine karar vermendir.”
“Only when our clever brain and our human heart work together can we achieve our true potential.”
“Ancak zeki beynimizle insan kalbimiz birlikte çalıştığında gerçek potansiyelimize ulaşabiliriz.”
“The least I can do is speak out for those who cannot speak for themselves.”
“Yapabileceğim en az şey, kendileri adına konuşamayanlar için sesimi yükseltmektir.”
