Karda kalan sesler

Pencerenin önünde bir kış resmi duruyor.

Kar tane tane inerken evin bacasından duman yükseliyor, bir çocuk kardan adam yapıyor, diğeri kızakla tepeden aşağı kayıyor. Bu resmi görünce içimde bir soba çıtırtısı yankılandı. Ve birden ilkokul yıllarıma geri döndüm.

Bu resmi nereden hatırladığımı düşündüm; sonra birden hatırladım. Yarıyıl tatilinde verilen o “çalışma kitabı”nın kapağındaydı bu resim. Her defasında o kitabı elime aldığımda içimi bir sevinç kaplardı. Çünkü o kitap sadece ödev değil, tatilin, evde olmanın, aileyle geçirilen sıcak günlerin habercisiydi.

Kar yağdığı günlerde hepimiz bir araya gelirdik abim, kardeşim, mahalledeki çocuklar… Kar boyumuzu geçerdi bazen. Hep birlikte “Karlık” dediğimiz o tepeye gider, saatlerce kayardık. Aşağı inerken rüzgâr yüzümüze çarpar, soğuktan yanardık yine de korkmuyorduk. Eldivenlerimiz ıslanır, sobanın üstünde kuruturduk. Tekrar ısınsınlar, tekrar dışarı çıkabilelim diye sabırsızlanırdık.

O günleri şimdi o kadar net hatırlıyorum ki… Hâlâ burnumda o karın, sobanın ve ıslanmış eldivenin kokusu var.

Ben karın içinde, oyunların arasında büyüdüm. Her kış geldiğinde kardan adam yaptım, kartopu oynadım, sobaya odun attım. Evimizin penceresinden dışarıyı izlerdik annemle ve abimle.

Gökyüzüne baktığımızda sanki kar taneleri biz yukarı doğru hareket ettiriyordu . Sanki evimiz yavaşça gökyüzüne süzülüyordu.

Kar yağarken sadece çocuklar değil, büyükler de dışarı çıkardı. Anneler, babalar, herkes oyun oynardı. O zamanlar sokak bir sahneydi; kahkahalarla, kızak sesleriyle doluydu. Bizim ahşaptan yapılmış bir kızağımız vardı adını hâlâ hatırlıyorum. Çerkesçe “lıherıjey” derdik ona. Dedem büyük bir heyecanla bize yaptığı ahşap kızağı gösterirdi.

Kayarken kar taneleri yüzüme çarpar, gözlerim yanardı ama durmak istemezdim.

Bugün hâlâ o günleri hatırladığımda içim ısınıyor. Keşke daha fazlasını hatırlayabilseydim.

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın