neden, bay anderson neden?

“neden, neden bunu yapıyorsun? neden ayağa kalkıyorsun? neden dövüşmeye devam ediyorsun?

varlığını devam ettirmekten öte başka bir şey için mi savaştığına inanıyorsun? bana bunun ne olduğunu söyleyebilir misin? bu özgürlük mü, yoksa doğruluk mu, belki de barıştır ha, sevgi olabilir mi?

illüzyonlar bay anderson, algımızın yanılgıları. insan zekasının, anlamsız ve amaçsız varoluşunu meşrulaştırmak için denediği geçici idealler. ve bunların hepsi en az matrix kadar yapay. zaten sevgi gibi zavallı bir kavramı insan zekâsı icat edebilirdi. bunu görebilirsin, bu durumu kabullenmelisin bay anderson, bunu şimdi bilmelisin. kazanamazsın, amaçsızca dövüşmeye devam etmenin hiçbir anlamı yok!

neden, bay anderson, neden, neden direniyorsun?”

Dışarı çıkamıyoruz. Dışarıda bir gölge var.

Adını koyamadığımız ama her yere sızan bir şey.

Duvarların arkasında değil, düşüncelerimizin içinde dolaşan bir gölge.

Yukarıdan bakınca şehir ışıklarıyla yıldızlar birbirine benziyor.

Hangisi gerçek, hangisi simülasyon ayırt edemiyoruz artık.

Özgürlük bir illüzyon, sevgi bir icat, umut geçici bir yazılım hatası mı?

Peki neden?

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın