Gitmek mi Kalmak mı ?

Son zamanlarda herkes aynı şeyi konuşuyor.

Gitmek.

Ama kimse neyi geride bırakmak zorunda kaldığını tam olarak söylemiyor.

Ben de net cevaplara sahip değilim.

Bazen “gitmek gerek” diyorum.

Bazen de “insan nereye giderse gitsin kendini de götürüyor” diye düşünüyorum.

Bir ülkeden gitme fikri çoğu zaman cesaret gibi anlatılıyor.

Ama bazen bu cesaret değil;

sadece yorulmuş bir insanın nefes alma isteği.

Ve bu çok insani.

Sorun şu ki, insan bir süre sonra şuna alışıyor:

Umudu ertelemeye.

“Şimdi değil” demeye.

“Sonra bakarım” demeye.

Ve fark etmeden, başkalarının çizdiği sınırları kendi hayatı sanmaya başlıyor.

Sistem yorar.

Ekonomi yorar.

Geleceği düşünmek yorar.

Ama insanı en çok yoran şey,

kendi iç sesini sürekli susturmak.

Bunu kabul edelim:

Bazılarımız gerçekten gitmeli.

Bazılarımız kalmalı.

Ama asıl tehlike şu;

gitmeyi de kalmayı da korkudan seçmek.

Kimse bunu yüksek söylemiyor ama

insan bazen sisteme değil,

“ben zaten bir şey yapamam” düşüncesine yeniliyor.

Ben şuna inanıyorum:

Gitmek çözüm olabilir.

Ama dönüşmeden gidersen,

aynı yorgunluğu başka bir ülkede yaşarsın.

Kalmak da çözüm olabilir.

Ama kendinden vazgeçerek kalırsan,

orada da zaten kaybetmiş olursun.

Gençlere sürekli “sabredin” deniyor.

Ama kimse sabrın neye benzediğini anlatmıyor.

Sabır, susmak değil.

Sabır, her gün az da olsa kendine sahip çıkmak.

Bazen bir kitapla.

Bazen bir yürüyüşle.

Bazen “hayır” diyerek.

Bazen de sadece şunu kabul ederek:

“Ben daha fazlasını istiyorum.”

Kimsenin hayalini küçümsemesine izin verme demek kolay.

Ama insan bazen buna izin veriyor zaten.

Yorgunken.

Kafası karışıkken.

Umut çok pahalıymış gibi hissettiğinde.

Eğer bu satırları okuyorsan şunu bil:

Sorularının olması bir zayıflık değil.

Kararsız olman bir eksiklik değil.

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın