Erich Fromm’a göre insanın en zor kabul ettiği gerçek şudur:
İnsan, çoğu zaman yaptığı hatayı bilerek tekrarlar. Bu bir dikkatsizlik değildir, bu bir şanssızlık da değildir. Bu, insanın tanıdığı acıyı bilinmeyen mutluluğa tercih etmesidir.
Fromm der ki, insan kendini tanıdık olanla güvende hisseder. Tanıdık olan acı bile olsa, yeni olan belirsizdir ve belirsizlik insan zihni için en büyük tehdittir.
Mesela aynı tür insanlara bağlanan birini düşün. Her seferinde hayal kırıklığı yaşar ama yine de aynı karaktere çekilir. Çünkü o ilişki biçimi, acı varsa bile, zihnin bildiği bir düzendir.
Fromm’a göre burada asıl mesele hata değildir; asıl mesele değişmenin sorumluluğudur. Çünkü değişmek, artık “bunu ben seçiyorum” demektir. Ve seçim insanı özgür kılar ama aynı zamanda yalnız bırakır.
Bu yüzden insan çoğu zaman şunu tercih eder: Değişmemeyi. “Böyleyim” demeyi. “Benim kaderim bu” demeyi. Ama Fromm’un en sert cümlelerinden biri şudur:
İnsan, kader dediği şeyin büyük bir kısmını kendi tekrarlarından inşa eder.
Gerçek dönüşüm, aynı hatayı bir kez daha yapmak üzereyken durup şunu sorabilmektir:
“Ben gerçekten bunu mu istiyorum, yoksa sadece bunu mu tanıyorum?”
Ve belki de özgürlük, hiç hata yapmamak değildir; aynı hatayı artık otomatik olarak yapmamaktır. Çünkü insan, alışkanlıklarını fark ettiği anda onlardan biraz olsun özgürleşir.