-
Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak
Bazen, yaşadığımız anlardan sıkılıyoruz. O anlara anlam veremiyor, neden yaşadığımızı bile anlayamıyoruz. Hatta sevmiyoruz bile. Ama sonra… Geçmişe dönüp baktığımda, örneğin şu anda elimde eski kitaplarımı ayırırken, bambaşka bir his geliyor içime. Genelde kitapları okuduktan sonra kapaklarının içine ismimi, soyadımı, kitabı nerede okuduğumu ve tarihi yazarım. Bu küçük notlar bana büyük anılar bırakıyor. O kitabı…
-
Güne başlarken
Evde herkes hâlâ uyuyor. Kimse henüz uyanmak istemiyor ben, her zamanki gibi, gözlerimi erken açıyorum. Uykunun içinden sıyrılıyorum ve balkona geçiyorum. Yine kuşların sesiyle uyanıyorum. Bu, bana tanıdık gelen bir ritüel artık. Cıvıltılar havada salınıyor. Elime kitabımı alıyorum ve okumaya başlamadan önce gözlerimi kapatıp derin bir nefes çekiyorum. Ciğerlerim temiz havayla dolarken, çiçek kokuları da…
-
Hikaye anlatıcılığı ile ilgili not
En güzel anlarımızı, yalnızca görmeyiz; onları bütün duyularımızla hissederiz. Bir karakterin yüz ifadesi, sesi, duruşu, ellerinin titremesi ya da gözlerinin kararlılığı bize onun iç dünyasını anlatır. Bu davranışlar, okuyucuda güçlü duygular uyandırır. Çünkü hikâyeye yalnızca kelimelerle değil, hislerle de gireriz. Yazmaya başlamadan önce gözlerini kapat. Sahneyi, karakterleri, ortamı zihninde hayal et. Bu hayal gücünü geliştirmek,…
-
Mesela bir anı kaç kez hatırlayacağız ki?
Küçükken hep zamanı anlamaya çalışırdım. Hep en son yaşadığım şeyi düşünürdüm: “Şu anda bunu yaşıyorum… Şu an arabada gidiyoruz… Şu an kayboluyorum…” Zamanı yakalamak isterdim, ama ellerimden kayıp giderdi. Çocukluğumda hatırlamadığım çok an var. Şimdi çoğunu unuttum. Belki bir anıyı 2 ya da 3 kez hatırlayacağım, sonra tekrar unutacağım. Bir gün tamamen silinecek. Ama bazı…
-
Kimin Hikayesindesin?
Bazen bir duygunun içine öyle bir düşeriz ki, farkına bile varmadan kendi hayatımızdan uzaklaşırız. Özellikle öfke… Kimi zaman haklı bir savunma, kimi zaman içimizde birikenlerin dışa vurumu… Ama ne olursa olsun, öfke bizi kendi hikâyemizden çıkarır ve başka bir sahnenin figüranı yapar. Öfkelendiğimizde Ne Olur? Öfkelendiğimizde kontrolü başkasına veririz. Tepkilerimiz, duygularımız, hatta sözlerimiz artık bize…
-
Sevgiyle Yardıma Koş, Huzur Peşinden Gelecektir
Bugün karşıma çıkan bu cümle beni etkiledi: “Sevgiyle yardıma koş, huzur peşinden gelecektir.” Yardım etmek çoğu zaman bir seçenek olarak görünür. “Vaktim varsa”, “gücüm yeterse” ya da “hak ediyorsa” gibi şartlara bağlarız. Oysa sevgiyle yapılan yardım bir şart değil, bir çağrıdır. İçten gelen bir “ben buradayım” demektir. El uzatmak, yalnızca karşıdakini değil, bizi de iyileştirir.…
-
Keşke geri dönebilsek
Farkında mısın? O “keşke” dediğimiz günlerde de bugünü hayal ediyorduk. Çocukken bir an önce büyümek istiyorduk. Lisede özgür olacağımız günleri sayıyorduk. Hep bir sonraki durağı bekledik. Ve o durakta durduğumuzda, hep geriye baktık. Peki neden böyle? Çünkü insan, çoğu zaman yaşarken anlamıyor. Değer dediğimiz şey, genellikle geçmiş zamana ait bir etiket gibi yapışıyor yaşanmışlıkların üstüne.…
-
Mutluluğun Başka Bir Yerde Olduğu Avuntusu
“Zamanla her şey değişir, ama bazen değişen sadece sensindir.” Hayatlarımız çoğu zaman bir bekleyişin içinde geçiyor. Daha iyi bir şehir, daha iyi bir iş, daha iyi bir insan… Sanki mutluluğu şu an bulunduğumuz yerde değil de, bir adım ötede, bir tayin sonrası, bir taşınma sonrası, belki de bir ayrılık sonrası bulacakmışız gibi. Geçtiğimiz günlerde Nuri…
-
Bir pasta yap ve bekle
Bazen bir pasta yaparsın. İçine sevdiğin malzemeleri koyarsın, elinle yoğurursun, özenle pişirirsin. Ama fırından çıkar çıkmaz yemezsin. Çünkü bilirsin ki o pasta, asıl lezzetini bir gün sonra alır. Dinlenince güzelleşir. Soğuyunca kıvam bulur. Bazı şeyler ancak zamanı geldiğinde güzeldir. İnsan ilişkileri de biraz böyledir aslında. Biri girer hayatına. Tüm hücrelerinle sarılmak istersin ona. Her şeyi…
-
Kimseye Bir Şey Kanıtlamak Zorunda Değilsin
Hayat, çoğu zaman bize bir yarış gibi sunuluyor. Daha başarılı olmalı, daha iyi görünmeli, daha çok kazanmalı ve en önemlisi de tüm bunları “başkalarına” kanıtlamalıyız. Fakat en sade gerçeği atlıyoruz: Kimseye bir şey kanıtlamak zorunda değiliz. İçten içe hepimiz onaylanmak istiyoruz. Anlatmaya çalışıyoruz, açıklıyoruz, bakış açımızı göstermeye çalışıyoruz… Ama sonunda şunu fark ediyoruz: “İnsanlar her…