-
Korkuya rağmen hayatın içine girmek
Bazen manzara öylesine güzeldir ki, sadece bakmak bile yeter gibi gelir. Hani bir nehrin kenarına oturursun da suya girmek istersin ama kıyıda kalırsın. Çünkü su bilinmezdir. Serin mi, derin mi, taşıyacak mı seni, yoksa içine mi çekecek? İşte hayat da bazen böyle: güzelliği çağırırken, içinde bir yerlerde korku kıpırdanır. Ama korku, çoğu zaman bir işarettir.…
-
Her konuya hakim olmak zorunda değilsin
Bir insan her şeyi bilmek zorunda mıdır? Her tartışmaya yorum yapmalı, her haberin detayına hâkim olmalı, her popüler konuyla ilgili bir fikri olmalı mı? Sosyal medyada gezinirken gördüğümüz her konuda bilgi sahibi gibi davranmak zorundaymışız gibi hissediyoruz. Sanki “bilmiyorum” demek zayıflıkmış gibi. Oysa bilmiyorum demek kadar güçlü, samimi ve özgürleştirici bir kelime var mı? Epiktetos…
-
Kendini anla ki…
Dış dünyayı anlamaya çalışırken, en önemli gerçeği yani kendimizi gözden kaçırabiliyoruz. Oysa başkalarının yanlış etiketleriyle değil, kendi özümüzle tanımlanmalıyız. “Kendini anla ki, başkalarının yanlış etiketleri senin gerçeğin olmasın.” Çünkü uzun bir süre ben de başkalarının bana biçtiği rolleri yaşamaya çalıştım. iİi biri olmak için sessiz kalmam gerektiği, başarılı sayılmam için kalıplara uymam gerektiği… Ama içimde…
-
Kuzey Rüzgarının Sesi
Bazen, en büyük ilhamı anlamadığımız koşullarda cesaret edenlerden alırız. Zamanın, mekânın, imkânsızlıkların ortasında “kendisi gibi olmayı” seçmiş büyüklerimizden… Onlar, tarih kitaplarına girmese de, bir çocuğun hayal dünyasında daha büyük etki yaratabilir. Bu yazı, tam da böyle kadınlara—annelere, kız kardeşlere, teyzelerimize—bir şarkı, bir teşekkür, belki de bir söz verme olsun. Ben, kuzeydoğudan gelen anneannemin sesini hâlâ…
-
İçsel motivasyon
Son zamanlarda sık sık rüyamda yüzdüğümü fark ettim. Sakin bir gölde, berrak sularda, bazen denizin ortasında… Ne boğuluyorum, ne korkuyorum. Aksine, içimi tarif edemeyeceğim bir huzur sarıyor. Uyandığımda aklımda tek bir his kalıyor: özgürlük. Bu rüyalar bana suyu hatırlatıyor, ama sadece fiziksel olarak değil. Suyun kendisi bir metafora dönüşüyor zihnimde: akışa bırakmak, teslim olmak, değişmek…
-
Güvercinlik
Hiç oturup da güvercinlere dikkatli dikkatli baktınız mı? Sadece bir an için hayatın telaşından çıkıp, bir parkta ya da bir çatıda, onlara baktınız mı? Ben ilk kez bu kadar dikkatle izledim bugün. Bir güvercinin ayakları kıpkırmızıydı, neredeyse canlı bir boya gibi. Gövdesi yeşil ve morun metalik yansımalarıyla parlıyordu. Siyah beyaz olanlar da vardı, sanki hepsi…
-
Başlangıç noktası
Güne Ne Bekleyerek Başladın? — Bir farkındalık yazısı Sabahları gözümüzü açtığımızda aslında bir seçim yapıyoruz. Bu seçim çoğu zaman farkında olmadan gerçekleşiyor. Belki alarma söylenerek kalkıyoruz, belki de sessizce yatağımızdan doğruluyoruz. Ama içimizde bir şey, bugünün nasıl geçeceğine dair küçük bir tahmin yürütüyor: “Bugün güzel geçecek” ya da “Yine zor bir gün beni bekliyor…” James…
-
Dünya bizim mağaramız
Bazen bir mağaranın içinde yaşıyormuşum gibi hissediyorum. Ama bu karanlık bir mağara değil. Aksine, içinde ışık var. Renkler var. Hareket var. İnsanlar var. Yollar, şehirler, kahkahalar, sessizlikler… Her şey var ama bir şey hep eksik gibi: Gerçeklik. Evet, dünya bizim mağaramız. Çünkü biz burada neyi görüyorsak onu gerçek sanıyoruz. Gölgeleri izliyoruz, onları yorumluyoruz, üzerine teoriler…
-
Hepsi fazlasıyla yeterliydi
Bugün kendime bolca zaman tanıdım. Gözlerimi istediğim saatte açtım. Yatağımdan kalkar kalkmaz sevdiğim şarkıları dinledim —Mutfakta en sevdiğim kahvaltıyı hazırladım. Pencereleri ardına kadar açtım. Saçlarımı çoğu zaman yaptığım gibi ördüm. Tam o sırada dışarıdan gelen horoz sesi ve ardından kuş cıvıltılarını duydum. Şehrin ortasında, tek başına dimdik duran bir leylak ağacıyla karşılaştım—zarif, ve inatçıydı… Birkaç…
-
Kendimi aramaktan yoruldum
“İnsanın en uzun yolculuğu, kendine yaptığı yolculuktur.” – Dag Hammarskjöld İçine döndüğünde orada bir boşluk değil, bir cevher bulacaksın.” – Osho Bazı günler insan aynaya bakar ve sadece yansımasını değil, yorgunluğunu da görür. Bir yolculuğa çıkmışsındır, ama nereye gittiğini unutmuşsundur. Sanki adımların yolda kalmış, sen geride bir yerde duraksamışsındır. Bazen “kendini aramak”, durmadan bir şeyleri…