-
Keşke hep ilkbahar gibi olsak
Bana kalırsa, bir insan bir mevsime benzeyecekse, bu mutlaka ilkbahar olmalı. Ne çok sıcak ne de çok soğuk… Ne yakar ne dondurur. Sadece oradadır. Varlığıyla hafif bir esinti gibi dokunur sana. İçini üşütmeden, dışını yakmadan… İlkbaharın bir tarafı hâlâ kışa aittir. Hafifçe üşütür ama aynı anda içini de ısıtır. Sabahları biraz kalın giyinirsin ama öğlene…
-
Dün, bugün ve sonsuza dek öğrenme
Bir zamanlar bilgi, yalnızca belirli bir kesimin erişebildiği nadir bir hazineydi. Kütüphaneler, bilginin kutsal mabetleri olarak kabul edilirken, kitaplara ulaşmak bile büyük bir ayrıcalıktı. Bugün ise cebimizde taşıdığımız telefonlar, geçmişin en büyük kütüphanelerinden bile daha fazla bilgi sunuyor. Daha çok bilgiye ulaşmak, gerçekten daha çok öğrenmek anlamına mı geliyor? Öğrenme süreci, tarih boyunca değişse de,…
-
Tek Kelimenin Gücü
Bazı şarkılar yalnız dinlenir. Hatta yalnızken dinlenmelidir. Çünkü içinde saklı olan hisler, kalabalıkta kaybolur. Kimi şarkılar bir aşkın sıcaklığını taşır, kimi hüzünle sarar insanı. Ama bazıları vardır ki, yalnızca senin içindir—tek başına dinlediğinde gerçek anlamını bulur. İşte bu şarkılar, hayatında kimse yokken, belki de içindeki en derin sessizlikle konuşur. Bazı kelimeler de böyledir. Tek başına,…
-
Zamanla Silinmeyen Bir Etki (Yeşil Yol)
Aslında “Yeşil Yol” filmini izleyeli uzun zaman oldu ama hâlâ etkisini hissediyorum. Bazı sahneler var ki, düşündükçe içimde bir şeyler sızlıyor. John Coffey’nin “İnsanların birbirine yaptığı şeylerden bıktım, patron.” dediği an mesela… O koca adamın gözlerindeki yorgunluğu hissetmek, insanın içine ağır bir taş gibi oturuyor. Ve o yağmur… Sanki gökyüzü bile haksızlığa dayanamayıp ağlamıştı. Paul’un…
-
Öğrenmenin yaşı yoktur
Korkularımızı Bahanelere Dönüştürmek Kolaydır Neden yüzmeyi bilmiyordum? Çünkü küçükken fırsat olmadı. Sonra büyüdüm ve “Artık çok geç” demeye başladım. İşte en büyük engelimiz bu: Geç kaldığımıza inanmak. Hayatta hepimiz bazı şeyleri erteleriz. Bir müzik aleti çalmayı, bir dil öğrenmeyi, yeni bir işe atılmayı, seyahat etmeyi… Sonra yaş ilerledikçe, bunları yapmamak için bahanemiz hazırdır: Yaş geçti.…
-
Peki, sen gerçekten neyi görüyorsun?
Gözlerimizin gördüğüne ne kadar güvenebiliriz? Peki ya zihinlerimizin yarattığı algılar gerçeğin ne kadarını yansıtıyor? “Hiçbir şey göründüğü gibi değildir, biz görmek istediğimizi görürüz” derken aslında en temel insan yanılgılarından birine işaret ediyoruz: Algının öznel doğasına. İnsan zihni sadece fiziksel dünyayı değil, aynı zamanda inançları, kültürleri ve kavramları da yaratır. “İnsanlar sadece gerçekliği değil, gerçekliğin ötesinde…
-
Ön yargısız bir an
“İnsanlar, gerçekliği anlamlandırmak için hikâyeler anlatır. Ama unutmamalıyız ki, hikâyeler gerçeğin kendisi değildir.” — Yuval Noah Harari Bir şeye karşı hiçbir şey hissetmediğinde daha mı güçlü oluyorsun? Hayatta her şeyin bir anlamı ya da amacı var mı? Beğendiğin ya da istediğin bir şey gerçekleştiğinde ona kendini tam olarak kaptıramıyorsan, bu güçlü olduğun anlamına mı gelir?…
-
ChatGPT’ye Sordum: “Atatürk Bugün Yaşasaydı Bana Ne Öğüt Verirdi?” İşte Cevabı!
Atatürk’ün ilkelerine, hayat görüşüne ve ileri görüşlülüğüne bakarsak, sana şu öğütleri verebilirdi:1. Eğitim ve Bilgiye Öncelik Ver – “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” diyerek bilginin ve öğrenmenin önemini vurgulamıştır. Sen de kendini geliştirmekten asla vazgeçme.2. Cesur Ol ve Mücadeleden Vazgeçme – Senin gibi hayatını değiştirmek, daha iyiye yönelmek isteyen biri için “Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz…
-
Baharın İçindeki Armoni
“Amélie birden kendini muhteşem bir armoninin içinde hissetti. Her şey mükemmeldi. Işığın yumuşaklığı, havadaki hafif koku ve şehrin sakinliği. Derin bir nefes aldı ve dünya ona o kadar basit ve net göründü ki.” Bazen her şey yerli yerinde gibi hissedersin. Ne bir eksik, ne bir fazla. Günlerden bir gün, farkına bile varmadan kendini o anın…
-
Herkes aynı olsaydı, dünya nasıl bir yer olurdu?
Bir toplum düşünelim: Herkesin aynı şekilde davrandığı, benzer şeyleri düşündüğü, hatta aynı hayatı yaşadığı bir düzen… Farklı olana şüpheyle bakılan, bireyselliğin bir tehdit olarak görüldüğü bir ortam. Hepimiz zaman zaman böyle hissetmedik mi? Sanki görünmez bir el bizi şekillendirmeye, belirli kalıplara sokmaya çalışıyormuş gibi… Çocukken daha cesurduk. Fikirlerimizi özgürce söyler, istediğimiz gibi hareket ederdik. Başkalarının…