Görülmeyeni Hayal Etmek

Hiç görmediğiniz bir rengi hayal edebilir misiniz? Bu mümkün mü? Renk dediğimiz olgu, görünür ışık tayfındaki dalga boylarından ibaret. Gözlerimiz yalnızca bu sınırlar içinde çalışıyor. Fakat hayal gücümüzün bu fiziksel sınırlara boyun eğdiğini söyleyebilir miyiz? Eğer başka bir renk tahayyül edemiyorsak, bu o rengin var olmadığı anlamına mı gelir? Yoksa yalnızca o rengi görecek bir gözümüzün olmadığını mı gösterir?

Bir rengi belgelemeden onun varlığını reddetmek, keşfedilmemiş bir adanın olmadığına inanmak gibidir. Oysa denize açılmadığınız sürece ufkun ötesindeki bilinmeyen hep oradadır, sessizce keşfedilmeyi bekler. Aynı şekilde, görülemeyen bir rengi tahayyül etmek için de zihnimizin sınırlarını zorlamak gerek. İnsan hayal ettiği kadar var olabilir; hayal etmediği ise hâlâ gölgelerin ardında bir ihtimal olarak kalır.

Düşünün, elinizdeki bir iPhone’u yüz yıl öncesine götürdüğünüzü… Muhtemelen büyücülükle suçlanır ve yaptığınız şey için cezalandırılabilirdiniz. Oysa şimdi, bu cihazı cebimizde taşıyor, ona bakıp sıradanlığından bahsediyoruz. Peki, bu noktaya nasıl geldik? Bir hayal, bir fikirdi her şeyin başlangıcı. Biri o hayali riske attı, dünyaya sundu. Ve şimdi biz, o hayalin meyvesini tutuyoruz.

Konuştuğumuz şeyler, algımızın sınırlarını belirler. Ancak konuşmadığımız şeyler, potansiyelimizin derinliklerinde kaybolur. Görüş alanımızın ötesinde bir dünya varken neden yalnızca görebildiklerimizle yetiniyoruz? Kulaklarımızın duyabildikleri, gözlerimizin gördükleri ya da haberlerin söyledikleri… Tüm bunlar, algılarımızın körleşmesine sebep olmuyor mu? Oysa gerçek, algılayabildiklerimizden çok daha büyük.

Gözlerimiz çoğu zaman bizi aldatır. Fazla görsellik, bizi hakikatten uzaklaştırır. Ancak tam da bu noktada, hayal gücümüz devreye girer. Görmediğimizi tahayyül etmek, bilmediğimizi anlamak için ilk adım değil midir?

Gözlerinizin açık olduğunu biliyorum. Ama bu, gerçekten gördüğünüz anlamına mı geliyor? Mavi, sizin için yalnızca bir renk midir? Yoksa sakinliğin, maneviyatın ve huzurun bir tezahürü mü? Bu dünyanın tüm vahşeti, diğer yandan devasa bir dinginlik barındırır. Belki de mavi, bu dinginliğin bir yansımasıdır.

Hayal edin: Bu dalgaların üzerindeki bir kuş gibi özgürce süzülebilirsiniz. Mavinin sizi sakinleştirmesine, ruhunuzu hafifletmesine izin verin. Bırakın hayal gücünüz, sınırları olmayan bir okyanusa dönüşsün. Gökyüzünün ötesinde bir dünya var; orada, keşfedilmemiş renklerin ve anlatılmamış hikâyelerin sizi beklediği bir dünya…

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın