Hayat ne kadar değişirse değişsin, içimizde hep o eski izleri arayıp duruyoruz. Çocukluğunuz denizin mavi kollarında mı geçti? Belki bir sabah, yosun kokusuyla uyanıp, tuzlu bir rüzgarla büyüdünüz. Ya da karın neşeyle savrulduğu bir kış gününde, elleriniz donmuş ama yüzünüzde kocaman bir gülümsemeyle kar topları fırlattınız. Belki de çocukluğunuz bambaşka yerlerde geçti: bir ormanda, bir mahalle köşesinde ya da hayal gücünüzün sonsuzluğunda…
Bu yüzden, kar yağdığında içim hem tarifsiz bir mutlulukla doluyor hem de bir özlemle. Çünkü çocukken en saf anılarımı, en gerçek duygularımı hep karın içinde bulmuştum. Bembeyaz bir örtüyle kaplanmış dünyada, hayat o kadar basit ve güzel ki… Küçük mutluluklar, o zamanki kocaman dünyamızda en değerli şeylerdi.
Bir kış sabahında karla kaplanmış bir ağaç, sıcacık bir kahve, içime dolan soğuk hava… Hepsi bana o eski güzel günleri hatırlatıyor.
Bu yazıyı okurken, belki sen de çocukluğundaki anılarını düşündün. Belki ilk kar yağışı, belki bir yaz akşamı ya da bir oyun. Bugün, çocukluğunun o mutluluğunu tekrar yaşayabileceğin bir şey yapabilir misin? Bazen bir fincan çay, bir kısa yürüyüş ya da sevdiklerinle geçirilen bir saat bile geçmişin neşesini yeniden bulmamızı sağlayabilir.