R.E.M.’in “Losing My Religion” şarkısını her dinlediğimde aklıma, kontrol edemediğim anlar geliyor. Kalbimin boğazımda attığı, bir şeyi çok istememe rağmen cesaret edemediğim o zamanlar. (üniversite yılları) Sanki birinin beni anlamasını beklerken susmayı seçtiğim her sahne yeniden canlanıyor. “That’s me in the corner, that’s me in the spotlight” derken kendimi görüyorum o köşede. Belki de hepimiz oradayız zaman zaman. Görünmek isterken görünmemeyi seçtiğimiz o köşede. Uzun yıllar boyunca gerçekten görünmek istemedim. Hayatımı utangaç, kendimi saklayarak ve hep bir adım geride durarak yaşadım.
Şarkının ismi her ne kadar “inancını kaybetmek” gibi görünse de, bana kalırsa bu bir vazgeçiş değil. Aksine, kendini bulma yolunda verilen bir savaş. Sevmek isteyip de açılamadığımız o anlar. Korkularımız, beklentilerimiz, hayal kırıklıklarımız, … Ve en çok da kendimize yönelttiğimiz sorular.
Bir şeyleri oluruna bırakmak değil bu. Aksine, hayatın tam ortasında, tüm çıplaklığıyla kendinle yüzleşmek. Belki sevilmeyeceğini bilerek sevmek. Belki de hiçbir cevap alamayacağını bilerek soru sormaya devam etmek…
R.E.M.’in bu şarkısı, benim için bir hatırlatıcı. Ne kadar karmaşık olursa olsun duygular, yaşamak değerli. Ve bazen kaybolmalıyız. Belki de inancını kaybettiğin yerde, yeni bir benlik doğar.