Ophelia Kimdir?

Shakespeare’in Hamlet’indeki o kırılgan, sessiz, yanlış anlaşılmış genç kadın… Ama aslında o kadar tanıdık ki.

Ophelia önce iyi bir aile kızıdır.

Sessizdir, uyumludur, kimseyi kırmaz.

Babasının dediğini yapar, abisinin öğütlerini dinler, Hamlet’i sever… ama hep kendi sesini bastırarak.

Aslında trajedisi tam da burada başlar:

Hiç kimse Ophelia’nın ne istediğini sormaz.

O da kendini var etmek için değil, başkalarının beklentilerini doldurmak için yaşar.

Hamlet’le ilişkisi ise bambaşka bir yorgunluk.

Hamlet bazen onu sever, bazen kırar; bir gün “Seni seviyorum” der, ertesi gün “Manastıra git” diye bağırır.

Düşünsene… Sevdiğin adam hem dünyasının merkezinde, hem de kalbini parçalayan kişi.

Bir de babası vardır: Polonius.

Onun için önemli olan, kızının duyguları değil; politik oyunlarda doğru hamle yapmasıdır.

Ophelia bir figürdür adeta, bir insan değil.

Sonra olan olur.

Hamlet, bir anda öfkesinin içinde savrulurken Polonius’u öldürür.

Ophelia’nın dünyasında bir çıt sesi duyulur ve o ufak çatlak hızla büyür.

Sevdiği adam yok, babası yok, güveneceği kimse yok.

Onu tutan bütün ipler kopar.

Ophelia bundan sonra gerçeklikle bağını yavaş yavaş kaybeder.

Ama deliliği bile şiir gibidir.

Elinde çiçeklerle gezer, her çiçek bir semboldür:

Biberiye: Hatırlamayı , Düşünceleri Rezene: İkiyüzlülüğü Papatya: Masumiyeti

Aslında kimsenin söyleyemediklerini çiçeklerin diliyle anlatır.

Ve sonra o ünlü sahne gelir.

Suyun üzerinde süzülürken elbiseleri onu bir süre taşır, sanki dünya son kez nazik davranıyormuş gibi.

Ama her şey gibi o da ağırlaşır…

Ve Ophelia sessizce hayattan kayar.

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın