-
Enformasyon gerçekten yaşamın yapı taşı olabilir mi?
Bir şeyin gerçekten var olması için, onun hakkında bilgi sahibi olmamız yeterli mi? Ya da daha derin bir soru: Acaba her şeyin özü aslında sadece… bilgi mi?” Enformasyon (bilgi), düzenli, anlamlı ve aktarılan veri demektir. Bir sistemdeki şekil, yapı, hareket veya düşünceyi taşıyan anlamlı izdir. Yani: DNA’daki genetik kod = enformasyon Beyindeki düşünce = enformasyon…
-
Gördüğümüz bu rüyayı bir gün anlayabilecek miyiz?
Hayat bir rüyadır, sadece uyanana kadar.” — René Descartes Gözlerimizi her sabah açtığımızda bir hayatın içine uyanıyoruz. Gerçekten uyanıyor muyuz? Yoksa yalnızca başka bir rüyanın içine mi geçiyoruz? En çok da bunu merak ediyorum: Bu karmaşık, anlamlandıramadığımız yaşam — ya aslında bir rüyaysa? Bir gün bunun ne olduğunu gerçekten anlayabilecek miyiz? Hayatın kendisi bazen bir…
-
No change, I can change, I can change…
Değişemem dediğin bir anda, “Değişebilirim,” diyen bir ses gelebilir. Ne garip… Hem kendine bu kadar yabancı, hem de bu kadar tanıdık. Biz insanız. Ve evet, her gün birden fazla kişiyiz aslında. Sabah umut doluyken, öğleden sonra kırgın… Bir günde bin ruh hali, bir ömürde yüzlerce benlik. Ama yine de… Bir yerde tıkanıp kalıyoruz. Sanki görünmez…
-
İçimdeki Uzay
Gerçekten kaç kişi gözlerini kapattığında da görebiliyor? Bugün gözlerimi kapattım ve fark ettim: içimde bir hareket var. Dalgalar, sarmallar, çizgiler, yıldızlar… Renkler var; yeşil, mavi, mor, pembe. Ve bu renkler sadece görüntü değil. Sanki bilinç denen şey, sürekli ama yumuşak bir akış hâlinde ilerliyor. Sürekli bir hareket var. Bu hareket durmuyor. Tıpkı evren gibi. O…
-
Her şey nasıl bu kadar farklı olabiliyor?
“Sanatçı, başkalarının sadece geçip gittiği şeyleri fark eden kişidir.” Leonardo da Vinci “Yaratıcılık cesaret ister.” Henri Matisse “Kendin ol. Diğer herkes zaten kapılmış.” Oscar Wilde Düşünsene… Milyarlarca insan, milyarlarca zihin, milyarlarca yol. Aynı dünyada yaşıyoruz, aynı gökyüzüne bakıyoruz, çoğumuz aynı dillerle konuşuyoruz, benzer duygular hissediyoruz. Ama ortaya çıkan şeyler sonsuz şekilde farklı. Bir şarkı dinliyorsun…
-
İçinden geçen, zaten seni seçmiştir
“Kararsızlık, insanın kendine fısıldayan sesini duyamadığı andır.” — Clarissa Pinkola Estés Bugün bir dükkâna girdim, ama sanki başka bir zamana çıktım. İnsanların hikâye taşıdığı bir yere… Eski kıyafetler, etnik desenli kumaşlar, ikinci el çantalar… Her şey dokunulmuş gibiydi. Ama beni en çok etkileyen, raflar değil, içeride oturan insanlardı. Köşede küçük bir masa, bir çay tepsisi,…
-
Doğada hiçbir şey acele etmez
Uzun zamandır yazmıyorum. Belki de bazı anlar birbirini öyle çok tekrar ediyor ki, bu yüzden yazmak istemedim. İnsan bazen yaşıyor ve bazı anları anlatamıyor. Bugün biraz farklıydı. Daha önce hiç yürümemiş olduğum bir patikadaydım. Bildik manzaraların dışında, haritada olmayan bir yer gibiydi. Her şey yeni, her şey ilk kez karşıma çıkmıştı. Sessizlik hâkimdi… ama öyle…
-
Gerçek bağlantı nerde saklıdır?
Hayat, insanlarla kurduğumuz ilişkiler bağlamında değişiyor. Sadece bizim ne kadar açık, sevgi dolu ya da anlayışlı olduğumuza bağlı değildir. Ne kadar ışık saçarsak saçalım, karşımızdaki kişinin içsel yolculuğu tamamlanmadıysa, bizimle sadece yüzeyde karşılaşabilir. Carl Jung bir zamanlar şöyle demişti: “Bizi başkalarında rahatsız eden her şey, kendimizi anlamamıza birer anahtardır.” Başkalarının bize sundukları, çoğu zaman kendi…
-
Eğer… hayatın için bir kılavuz arıyorsan
Rudyard Kipling’in meşhur şiiri If—” by Rudyard Kipling (1895) Eğer, her şeyin dağıldığını görüp Sen sakin kalabilirsen, herkes panik içindeyken, Ve herkes seni suçlarken, Sen kendini suçlamadan, kendine güvenebilirsen Ama aynı zamanda onların şüphelerine de hak verebilirsen; Beklemeyi bilir ve beklemekten yorulmazsan, Sana yalan söylendiğinde yalanla karşılık vermezsen, Senden nefret edenlerden nefret etmezsen, Ve bütün…
-
Yaz ortasında bir yağmur
Yazın ortasında hava bazen dayanılmaz derecede sıcak olur. Tam da o anlarda birden yağmur yağmaya başlar. Önce şaşırırız, sonra rahatlamaya başlarız. Yağmurun o dinginliği… Toprağın kokusu burnumuza dolarken, havadaki o ferahlatıcı rüzgâr tenimize değmeye başlar. Hafif bir serinlik gibi ama ruhumuza da dokunur sanki. Belki de bu yüzden yağmuru severiz. Çünkü her şeyi bir anda…