Kategori: Genel
-
Ophelia Kimdir?
Shakespeare’in Hamlet’indeki o kırılgan, sessiz, yanlış anlaşılmış genç kadın… Ama aslında o kadar tanıdık ki. Ophelia önce iyi bir aile kızıdır. Sessizdir, uyumludur, kimseyi kırmaz. Babasının dediğini yapar, abisinin öğütlerini dinler, Hamlet’i sever… ama hep kendi sesini bastırarak. Aslında trajedisi tam da burada başlar: Hiç kimse Ophelia’nın ne istediğini sormaz. O da kendini var etmek…
-
Uçurum kenarında Dostoyevski
Bugün hiçbir şey yapmak istemedim; yalnızca gözlerimi kapatıp uyumak istedim. Uykuya kaçmak bazen insanın elindeki tek savunma oluyor ya öyle bir gündü. Sonra birden uyandım. Odama dolan kızıl ışığa ilk başta anlam veremedim. Perdenin arasından sızan o turuncu çizgi… Dayanamadım. Dışarı çıktım, yolun kenarına doğru yürüdüm. Rüzgâr hafifti, hava serindi. Ve orada, sazlıkların arasında, sıra…
-
Belgrad’ta Son Gün
Yolda giderken okuduğum bir kitaptan notlar alarak başladım güne. Sabah erkenden kalktım; bugün sadece iki yere gitmeyi planlıyorduk, acele etmedik, yavaş yavaş hazırlandık. Yeşil çayımı içip köşede otururken notlarımı çıkardım. İlk durağımız Parfimerija Sava’ydı. Dükkânın düzeni oldukça geleneksel ve özel bir his veriyor; alan küçük ama hizmet son derece kişisel. Mağaza, “en eski parfüm mağazalarından…
-
Belgrad’ta 4 Gün (3.Gün notları)
Sabah saat altı. Hava gri, bulutlar alçak. Termometre 10 dereceyi gösteriyor ama hava o kadar temiz ki nefes aldıkça içim açılıyor. Altıda uyanıp, yediye doğru sahile vardım. Tuna Nehri’nin Sava Nehri’yle buluştuğu yerde koşmaya başladım. Sessizlik, suyun yüzeyindeki ince sis ve uzaktan gelen kuş sesleri… Yanımdan şapkalı genç bir çocuk geçti. Şarkı söylüyordu koşarken. Kulağımda…
-
Belgrad’ta 4 Gün (2. Gün notları)
Bugün güne harika bir kahvaltıyla başladık Kafeterya(1907) . Mekân güzeldi, modern bir dokusu vardı ama yemekler çok da yerel değildi. Yine de sağlıklı ve keyifli bir başlangıç oldu. Kahvelerimizi bitirir bitirmez rotamızı Belgrad’ın simgelerinden biri olan Hotel Moskva’ya çevirdik. Bu otel, şehrin kalbinde yükselen bir tarih kitabı gibi. Albert Einstein, Ray Charles, Gandhi, Robert De…
-
Belgrad’ta 4 Gün (1. Gün notları)
Geri sararak anlatıyorum. Kilisede çan çaldı. (Gece 12) Ağır ve yankılı. Gözde’yle karşılıklı oturmuş, kadehlerimizdeki şaraba bakarken etrafı yorumluyorduk. Çatılardan konu açıldı. “Türkiye’de çatılar bu kadar geniş değil,” dedi. Gerçekten de burada çatılar başka bir hayat yaşıyor gibiydi. Pencerelerin ardında geniş bir hayat vardı. Bazı şeyler yer farketmeden hiç değişmiyor… Benim çocukluğumda da kapının önünde…
-
Dolunay Gecesi
O gece neden uyuyamadığımı bilmiyordum. Saat ilerledikçe içimde tuhaf bir hareketlilik vardı; gökyüzüne baktığımda dolunayın tüm ihtişamıyla parladığını gördüm. Sonra fark ettim ki, bu sadece bana özgü bir durum değilmiş. Birçok insan, dolunay gecelerinde aynı şekilde uykusuz kalıyormuş. Merak ettim ve biraz araştırdım 👇🏻 Araştırmalar, dolunay döneminde insanların ortalama 20 dakika daha az uyuduğunu gösteriyor.…
-
Karda kalan sesler
Pencerenin önünde bir kış resmi duruyor. Kar tane tane inerken evin bacasından duman yükseliyor, bir çocuk kardan adam yapıyor, diğeri kızakla tepeden aşağı kayıyor. Bu resmi görünce içimde bir soba çıtırtısı yankılandı. Ve birden ilkokul yıllarıma geri döndüm. Bu resmi nereden hatırladığımı düşündüm; sonra birden hatırladım. Yarıyıl tatilinde verilen o “çalışma kitabı”nın kapağındaydı bu resim.…
-
Nefes nefese
Bugün uzun zamandır yapmadığım bir şey yaptım: durmadan koştum. Hiç bu kadar uzun koşmadım. (22dk) İlk dakikalarda nefesim düzensizdi, adımlarım ağır geliyordu. Sanki bedenimle aramda küçük bir çatışma vardı. Ama yavaş yavaş ritmimi buldum. Nefesimle adımlarım birbirine karıştı, düşüncelerim sadeleşti. Zihnimdeki gürültü azaldı ve sadece orada, o an’da kalmaya çalıştım. Sonlara doğru vücudumda alışık olmadığım…
-
Hayatı doya doya yaşamak
Saf ve temiz duyguları görmek beni gerçekten etkiliyor. Bir çocuğun heyecanını hissetmek, onunla konuşmak bana inanılmaz iyi geliyor. O anlarda kendi çocukluğuma dönüyorum. Ve artık bir şeyden eminim: Normalde düşündüğümüz şeyler çok sınırlı. Asıl önemli olan, “daha fazlasını nasıl düşünebiliriz?” sorusuna odaklanmak. Çünkü gelişim, ancak normalin dışına çıkınca mümkün tıpkı evrim gibi. İnsan, bu dünyadaki…