-
Sürekli güneş ışığı çöl yaratır
“Sunshine all the time creates a desert.” “Sürekli güneş ışığı çöl yaratır.” Hayat hep mutluluk, hep kolaylık olsaydı belki hiçbir şeyin kıymetini bilemeyecektik. Tıpkı çiçeklerin yağmura ihtiyaç duyması gibi. “Until death, all defeat is psychological.” “Ölüm gelene kadar, tüm yenilgiler psikolojiktir.” Çoğu zaman kaybettiğimize inandığımız şey aslında zihnimizin yarattığı bir yanılsama. Hayatımda birçok kez pes…
-
Zihnin bir senaryo mu üretti?
Bazen bir olay yaşarız, biri bizi kırar ya da içimizi acıtır. O an dünyamız yıkılmış gibi gelir. Geriye dönüp baktığımızda ise aslında yaşadığımız şeyin düşündüğümüz kadar büyük olmadığını fark ederiz. Bazen sorun, olayın kendisinde değil, bizim zihnimizde yarattığımız senaryolardadır. Çoğu zaman yaşadığımız kırgınlıklar, üzüntüler ya da hayal kırıklıkları bir süre sonra gerçeğini kaybeder. Çünkü biz,…
-
Dostoyevski
“İnsanın iç dünyasının en gizli kalmış yönlerini, erişilmesi güç bir saydamlıkla yansıtan yapıtlarıyla…” İşte Dostoyevski diye başlıyor Suç ve ceza önsözü. Yapacak herhangi bir şeyim yoktu. Ne müzik dinlemekten, ne de yemekten yani hazlardan uzaklaştıktan sonra … Yapabileceğim tek şey kaldı: Elime bir Dostoyevski kitabı almak. Suç ve Ceza’yı açtım. Gecenin bir yarısında, kitap okumak…
-
Hayatın basitliği
Bazen dağların arasında otururken, rüzgârı dinlerken ya da sadece gökyüzüne bakarken içimizden şu soru geçer: “Neden hayat hep böyle olamıyor?” Belki de cevap çok basit: Çünkü biz, iyi bir hayatın bu kadar basit olabileceğine inanmıyoruz. Oysa tarih boyunca filozoflar hep bu basitliğe işaret etti: Epiktetos der ki: “İnsanları mutsuz eden olaylar değil, olaylar hakkındaki düşünceleridir.”…
-
Özgürlük emek ister
Birisi yanınızdan gidiyor diyelim. O an incinebiliyorsunuz, “neden uzaklaştı?” diye soruyorsunuz kendinize. Oysa belki de bu sizin için en güzel şeydir. Çünkü kendi başınıza kaldığınızda, aslında daha iyisinizdir; daha özgürsünüzdür. Önünüzde sınırsız bir alan açılır. Başkalarının sizin hakkınızda düşündüklerinin hiçbir önemi yoktur. Sevdiğiniz bir filmi düşünün. Belki o film sizin için dünyadaki en özel şeydir;…
-
Neden denizci olunmaz
Bir gün, bir arkadaşımla İstanbul’da salaş bir kafede otururken, bana eskiden neden denizci olmadığını anlattı. Anlattığına göre, bir gün gemide uzun saçlı, sakallı, sarışın biriyle yolculuk yaparken, gemide çalışırken çok sıkılmış. Uzun süredir onunla(sarışın adamla) hiç konuşmamış, adam sadece kitap okumuş, kulaklık takmış ve onunla ilgilenmemiş. Ancak bir süre sonra, birlikte içki içerken uzun bir…
-
Burası İstanbul
Bazen hiç gitmediğimiz bir yerde, hiç yabancı hissetmezsiniz; daha önce oraya gelmişsiniz gibi bir duygu kaplar sizi. Sanırım bu, sevdiğimiz yerlerde olur. Çünkü sevmediğimiz bir yerde insan, hiç olmamayı tercih eder; orayı daha önce yaşamış gibi hissetmek istemez. Oysa sevdiğimiz yerlerde, sanki daha önce gitmişiz gibi bir samimiyet vardır. Tıpkı daha önce gittiğimiz bir ev…
-
Güneşin doğuşunu beklerken
Sabahın erken saatlerinde yola çıktım. Yaz ortası olmasına rağmen, sabahın o tatlı serinliğini hissediyorum . Saat altı… İnsan bu saatte uyanınca, günün geri kalanında sanki iki hayat yaşıyormuş gibi hissediyor. Şimdi bir çam ağacının altında, havaalanına gitmek için trenimi bekliyorum. Hem treni hem de güneşin doğuşunu… Üzerimde hafif bir esinti, kulağımda doğanın sesi var. Çam…
-
Yolun Ağır Bastığı Yer: Kader mi, Seçim mi?
Hayat bazen önümüze iki yol koyar: Biri bizim içimizden geçen, diğeri hayatın sessizce, belki de fark ettirmeden bizi ittiği yol. Ve çoğu zaman, kendi istediğimiz yolda ilerlemeye çalışsak da hayatın biçtiği yol, görünmez bir ağırlıkla bizi geri çeker. İşte o noktada büyük bir soru belirir: Hangisi daha iyidir? Kendi seçtiğin yol, özgürlüğün yankısıdır. Ama hayatın…
-
Gecenin tam üçünde
Uyumadan önce papatya ile rezene karışımı bir çay demledim, içtim. Sakinleştim, rahatladım ve derin bir uykuya daldım. Rüyamda başka bir ülkeye gitmeye (Tayland) çalışıyordum; ama çok erken uyuduğum için gece 3’te uyandım. Uykum yok. Elim telefona gitti, öylesine açtım. Bir şiir denk geldi. Ümit Yaşar Oğuzcan. “Bir Gün”. Okumaya başladım… Ve bilmiyorum neden, garip bir…